Pages

3 Şubat 2012 Cuma

♣ şangay notları vol.I








fotoğraflar için şef arkadaşım ömür özkan'a teşekkürü bir borç bilirim.

gelelim detaylara; en yenilebilir gelen ördeklerden sakın denemeyin, deneysel takılmak ve "amaaaaaaannnnnn bir daha mı geleceğiz dünyaya,yiyelim gitsin" cilerdenseniz isimlerin ve açıklamaların ingilizcesinin olmadığı menülerden isteyip fotoğraflardan seçim yapın.

mcdonalds, kfc ve türevlerine de güvenmeyin derim. çin mutfağından yiyecekseniz çok ucuza mal edebilirsiniz ama bence steakhouseları falan tercih edin.keza herşey çok ucuz zaten. ama etinizin bile et olmama ihtimalini unutmayın.

29 Ocak 2012 Pazar

♣ renkler mi solgun, fotoğraf mı eksik?

Runaway_Bride_by_pacsaman
günümüz kadınlarının en büyük sorunu ne biliyor musun? eğitim sürecini tamamlamış ve akabinde bir işe girmişlerse; evlenmek zorunda oldukları düşündürtülüyor...

evet evet...yani tv karşısında oturmuş saba tümer falan izlerken aklımızdan bunlar geçmiyor. saçlarımı mı kestirsem, bundan sonra kesinlikle üç beyazdan uzak duracağım, yarın ki toplantıda ne giyinsem ya da haftasonu kızlarla nerede buluşsak geçerken hoooooopppppp bir anda bir son dakika haberi ve "duydun mu ayşegül de evlenmiş" ayşegül de kim allasen? lisenin en gerizekalı ve şapşal kızı mıydı? evet evet oydu. bilgisayar mühendisi olacağım diye götünü kasıp mezuniyet ortalamalarının ağzına sıçan tuğba'nın ikinci çocuğuna hamile kalması ve dönem arkadaşlarının pilav günlerine çocuklarını getirmeleri ve sana "ahhh canım bunu da kimse almadı, beğenmedi" bakışlarının odağında; birşeyler yanlış mı gidiyor?

hemen evlenmeli miyim? evet evlenmeliyim...ama armudun sapı üzümün çöpü...eee yaş da geldi...bu saatten sonra bunları gözardı etsem de olur...adam seçme gibi bir lüksüm yok ilk kanımın kaynadığı adamla işe koyulsam; bahara nişan, yaza düğün,hoooooopppppp bir de çocuk...

heyyy heyyyy heyyyyyy! orada bir duralım lütfen...tamam düğünde, nişanda, istemede ne giyineceğimi kesinlikle biliyor olabilirim. nikah şahidim ortada bir adam olmadığı zamanların en başından beri belli olabilir. salondaki koltukların rengi, tabakların deseni, çarşafların markası...bunlar hep belirlenmiş olabilir. düğün yemeği, nikah ve balayı detayları da kesinlikle düşünülmüş olabilir ama ya gizli bekar alışkanlıklarım ne olacak?

üniversitedeyken; lisedeki en yakın arkadaşımla aynı evi paylaşmayı bile beceremeyip, ben evde yokken yatağıma yatırılan ayakları kusmuk gibi kokan bir kız yüzünden kanlı bıçaklı olmayı başarabilmişken ve herşeyden önemlisi ışıklı ortamlarda erkek görmekten nefret ederken bir de o adamın yanında tırnaklarımı kesip, double boy çilekli yoğurdumu kaşıklarken gerçekleşen dizi izleme seromonilerime ne olacak?

beni yargılayan insanlarla kesinlikle arkadaş olmama ve bu tip insanları kesinlikle evime sokmama kuralım -verilen bir partide arkadaşının arkadaşı etiketiyle bile olsa- varken bütün o kaynata, elti yok görümce insanlarına kek,poğaça yapmaya zorlanmak ya da regl dönemlerimde üzerime yapışan çamaşır sulu pijamalarım ne olacak?

ağdam geldiği ve canım dışarıya çıkmak istemediği için bugün kendimi iyi hissetmiyorum diyerekten ektiğim adam yanımda mı uyuyor olacak tüm o kıllı bacaklara,burma bıyıklara rağmen?

tv kumandasının, buzdolabının, çamaşır makinesinin ve en önemlisi yatağımın tüm hakimiyeti bendeyken bir kıl yumağı ve döl makinesi hükümdarlığımı nasıl paylaşacak?

çok sıkıldım diyelim; alıp başımı gittiğim afaki yollardan geriye bir sebeple mi dönmek zorunda kalacağım?

tamam düğünü yapalım, gelinliği falan giyeyim, şık bir davetle legal seks yapacağımızı tüm cihana afişe edelim de beraber yaşamasak, ananı babanı ve eltinin oğlu süleymanı görmesem olmaz mı canım ciğerim?

4 Ocak 2012 Çarşamba

♣ işte bu muhteşem oldu!


yeniyıl partisi mi? pufffff o da ne? hongkong planımın yerle bir olmasının 1 dakika öncesine tekabül ediyor ki yılbaşında bangkokta olacağımı öğrendim. lüzumsuz kalabalık, 2 dakikalık lüzumsuz havai fişek gösterileri, lüzumsuz gece kulübü teraneleri ve uyumak... hııı hıııı parti bundan ibaret....tanımadığım bir avuç insan eşliğinde elbette...

ertesi gün hem yemek yiyelim hem de masaja falan gideriz diye tuttuk en yakın alışveriş merkezinin yolunu ve isetan'a girdik. yemekten sonra rutin bangkok çıkartmalarımda hep yaptığım gibi kitapçıya uğradım. birkaç ekip arkadaşım da peşimden. içlerinden biri starwars yağlıboya figür ve resimlerinin olduğunu şahane bir kitaba sudan ucuz bir mebla ödeyerek alırken ben de halime üzüldüm benim fanı olduğum bir şey neden yok diye ve işte o anın üzerinden çok geçmeden şu haberle çok mutlu oldum.

bilenler bilir nasıl bir fafi hayranı olduğumu. kimdir fafi? fransız bir ressam denebilse de gönlümde sokak sanatçısı, duvar ressamıdır. önceki prototipler pek hoşuma gitmese de fafinettelerinin hastasıyımdır ve fekkat; "gidip de bir adidastan ayakkabısını alayım" bir" mac ten pudrasını bulayım" dememiş" ah ulan fafi bi gelsende duvarımı boyasan"larla tüketmişimdir ümitlerimi.

5 dakika öncesinde aldığım bir haberle; nisan ayında hem fotoroman hem fafinette olaraktan kitaplığımın tahtına oturacak ve birtak adındaki kahramanın; paris opera balesine girme hevesi macerası "the carmine vault" uyla tacını takacaktır.

eeee daha ne olsun (^_________^)

4 Aralık 2011 Pazar

♣ işte buna bayıldım! *nick wooster*

bazı kadınlar; tasarımcıların erkekler için ne muhteşem şeyler yaptıklarından bahsederlerken, bazı erkeklerse; şu dünyada bütün iyi şeylerin kadınların giyinebileceği şeyler olduğundan dem vuruyorlar. Ispanak ile gündem maddemizin tam olarak da bu olduğu bir günün gecesinde bakalım "herşeyin en iyisi erkekler için" tezimi kanıtlayabilecek miyim diye bakınırken; bu amcaya rastladım.

kimmiş ne menem bişiymiş diye ilk defa google ın, hani şu; fotoğrafı yükleyip, ne olduğunu arattığın zımbırtısı var ya, onu da; ilk kez kullanıp ne kadar faydalı bir höşönkörö olduğunu da bizzat gözlerimle görüp sevgili nickciğim ile tanıştım. bir insana bir giydiği de yakışmasın arkadaşım. amaaaa yooookkkk yok yok! bakınız;






♣ işte bunu sevdim! vol.I



normalde cibinlik sevmem. kaldığımız otellerde olur bazen, içim daralır hemen toparlatırım. tüllerini takmadığında; çerçevesi bile yeter kapana sıkışmış gibi hissetmeme ama işte bunu sevdim! yapraklar yatağa dökülürse diye iç sıkıcı uykulara dalmamak adına dökülmeyen bir materyalden yapılmışsa hele ki; o zaman dadından yinmez işte (^__________^)

30 Kasım 2011 Çarşamba

♣ wish list

geçen seul gezimde gördüm ki yılbaşı süslemelerine çoktan başlanılmış. doğal olarak erken bir wish list yapmakta hiç sakınca görmüyorum. Ispanak'ın beynini uzun bir süredir "ev istiyorum, ev istiyorum"larla yiyorum.

hatta şöyle de bir tutunağım bile var; "1.80den uzun, esmer, eli yüzü düzgün, askerliğini yapmış, yabancı dil bilen, mühendis" adam istiyorum diye diye seni buldum -ki; ıspanak'ın burda ki tepkisi şöyleydi ; "hııımmmmm demek öyle...taşlar şimdi yerine oturdu işte"- demek ki "ev istiyorum ev istiyorum" dersem onu da kısa bir süre içerisinde bulabilirim. tabi ıspanak çok mantıklı bir şahıs olduğundan; hemen finansal pürüzlerden vesaire bahsetmeye başladı ama çok umursamadım. o yüzden;

şu salonu;


şu banyoyu;



şu mutfağı;


şu yatak odalarını;




şu antreyi;


ve doğal olarak bunların içinde olduğu; tapusu benim üzerime olan, merkezi bir yerde, asansörlü, manzarası çok mühim olmasa da ferah,aydınlık,güvenilir ve güvenlikli,çatı katı daireyi istiyorum istiyorum istiyorum!

görseller: housetohome.co.uk




♣ otelsel yaşam formları vol.II

veeeee bir yılı daha uğurlarken; içimde, yılbaşı gecesi havada olmanın derin üzüntüsü ve fakat yeni yılın ilk sabahında yıllardır gidemediğim Hong Kong da olma fikrinin muhteşem heyecanı ile bu yılın en iyi otellerini seçiyorum hiç üzerime vazife olmayarak.

ilk otelimiz; guangzhou china marriot hotel...kendisi caaaaanım seulumun caaaanım lottesine benzerliğinden gönlümü kolayca fethetti ve beni evimde gibi hissettirmeyi başardı. muhteşem banyosu: ki görselde göremiyorsunuz ama; küvetin hemen yanında duş ünitesi ile ilginç mimarisi gözümden kaçmadı.böyle söyleyince;" ne var? her yerde öyle" diyebilirsiniz. öyle böyle değil ama bi ara bulur gösteririm hah işte böyle diye...kahvaltısı vasat ama hem eğlence mekanlarına hemde alışveriş mekanlarına oldukça yakın. zaten, kime "ben saat alıcam, ben çanta alıcam" deseniz size yolu gösteriyor. kaldı ki çok fazla türk var. hatta belçika'da ne alırsan 1 euro dükkanı olan; türk bir çiftle tanıştım uçakta. guangzhouda evleri varmış. ayın 15 günü orada kalıyorlar konteynırlara yükleme yapıldıktan sonra belçikaya dönüyorlarmış falan o derece yani.

diğer otelimiz hilton narita...naritasan temple en gezilesi yer. shuttle dan indikten sonra biraz yürüyerek ulaşabilirsiniz. bisikletle narita köyüne inebilir yada yine shuttle ile alışveriş merkezlerine gidebilirsiniz. aklımda kalan tek alışveriş merkezi aeon. yatakları battı bana ama. minicik geldi. hiç uyuyamadım her 3 kalışımda da. yakınlarda ekseriyetle uçuş ekiplerinin takıldığı jetlag adında bir bar ve onun yakınlarında sushi ve noodle restaurantlarını bulabilirsiniz. naritasan temple çıkışında; kaybolup, pirinç tarlalarına bata çıka güç bela aeon'a ulaşmak mı dersin, gecenin bi körü 6ncı kattaki odanın depremle zangırzangır titremesi-ki daha çok tren yolu zangırtısı şeklinde- akabinde camın önünden kasketli japon amcaların hasar tespiti için geçmelerini mi istersin? drama kraliçeliği parayla mı sevemedim naritayı işte...kahvaltısı fena değil ama akşam yemeği şahane açık büfesinde.

veeeee shangri-la jakarta. o ne açık büfe kahvaltı ve akşam yemeğidir arkadaş? tüm dünya mutfakları, hayatında görmediğin taze meyveler, muhteşem tatlılar...büfe büfe değil cennet. taksi çok ucuz olduğundan her yer yakın. ama jakarta trafiği tam bir keşmekeş.otele geleneksel birşeyler görmek istediğinizi söyleyip bilgi almaya çalışmayın. herkes sizi grand indonesia gibi alışveriş merkezlerine yönlendiriyor. ama tam onun karşısındaki alışveriş merkezinin 4ncü katında muhteşem el oyması mobilyaları ve kumaşları yok pahasına alabilir, geceden ayarlamalarınızı yaparsanız;safariye ya da akvaryuıma, akşam da dragon fly gibi bir gece klubune gidebilirsiniz. ucuz kadın ticareti kepazeliğini görmezden gelip, otelin barı B.A.T.S a inip r&b, hiphop, jazz tellerinden çalan muhteşem eğlenceli gruplarla hoplayıp zıplayabilirsiniz.

holiday inn toronto; diğer tüm holiday innler gibi basic ihtiyaçlara yönelik. küçücük içi dolu fıçıcık. torontonun merkezinde desek yeri. en merkezi meydana ve alışveriş alanlarına yürüme mesafesinde. ontario üniversitesinin kampüsünde kaybolarak bile yürüyüş yapmak oldukça keyifli. gay-lezbiyen köyüne epey yakın. ve yine her ihtiyacı karşılamaya yönelik alışveriş merkezimiz bu sefer eaton. 80 kanada doları karşılığında tur alarak ve ekstralarla 150 dolar diyelim, niagarayı görebilir, kumarhanesinde oyun oynayabilir yada eğlence parkını keşfe çıkabilirsiniz. yada tüm bunları totalde 80 dolara kendi arabanızı kiralayrak yapabilirsiniz.kahvaltısı tırtın ötesinde. bir küçük masa üzerine kurulu kıytırık bir büfe veeeeeee otelin hiçbir yerinde sigara içemiyorsunuz.

amari watergate bangkok. muhteşem merkezi. karşısında fashion mall olarak geçen platinium hemen onun arkasında da isetan isimli iki alışveriş merkezi her ihtiyaca yönelik. platinium un 4ncü katında 400 bahta masaj yaptırabilirsiniz ya da heryerde aynı hizmet eee biraz pis olmasının bi mahsuru yok diyorsanız otelin hemen arka sokağında 170 bahta da aynı masajı yaptırabilirsiniz. bangkokun pek çok yerinde olduğu üzere otelin önünden taksiye binip istediğiniz gece kulübüne taksiye para ödemeden gidip, o kepaze kulüplerde serdar ortaç dinleyebilirsiniz. ve ortalamaların çok üzerinde ama tabi jakartayla boy ölçüşemez iyilikte kahvaltısı ve eski olmasına karşın konforlu odaları.

son olarak caaanım seulumun düttürü grand ambassadoru. ortalamanın üzerinde kahvaltısı, basık daralık karanlık hissi veren odaları, öğrenci evi banyosundan bozma banyoları ama illede ısıtmalı yıkamalı kurulamalı klozetlerine rağmen lottemin eline su dökemedi tabiysii değğ! kahvaltıdan sonra saat başı shuttlelarıyla myongdong, insadong ve itevon yönlerinde gezintiye çıkabilir yada otel etrafındaki petshopları, üniversiteyi, motorsiklet ve bot malzemeleri satan dükkanları gezebilirsiniz. buna karşılık spor salonu ve havuzu lotteden daha iyi gibi.

yemek bazında shangri-la, odaya içimin ısınması bazında da china marriot gönlüme taht kurduğundan bu yılın en iyi oteli ödülünü ikisi paylaşıyorlar.

lotte'me selam olsun!